“İnsan” Ol’ma Hâlleri

Kendimle “Çalışma”yı düzenli hale getirdikçe değişimler de hem hızlı hem yüksek bazen de trambolin misali başımı döndürmüyor değil.

Bizim küçük köy de hafta sonu sahile çay içmeye gelenlerin dışında halen köpekler kediler ve bi kaç insan başbaşayız.
Yeni sezonumuza da henüz start vermediğimizden yılın ennn tatlı zamanlarını yaşıyor olabilirim şu ara kendimle Bir’likte.

Nisan itibari ile hafta da 7 gün yaklaşık 15 saat o kalabalık insan seline zaten karışacağımdan şu aralar çok canım çekmedikçe dahil olmakta acele etmediğim doğrudur.

Bu hayatımda ilk kez deneyimlediğim bir dönem. Kendimi bildim bileli ya okuyormuşum ya da çalışıyormuşum gibi hissettiğim zamanlardan kalan boşluklarda bile büyük şehrin duvarları arasında olduğumuzdan o bize ödülmüş gibi sunulan “durma” hallerini koşturmacalar içinde nefessiz tüketmişiz meğer.
İnsan olmak bize öğretildiği gibi değilmiş.

Onun doğası kışın Dünya ana ile birlikte kendi içine çekilip de Bahar’a dek dinlenmesi, sakinleşmesi, sessizleşmesi ve sessizleştikçe kendi sesini daha çok duymasıymış. Günlerin adlarını sadece köyün pazarına gidilecek zamanlar da bilmek o da canın istiyorsa gitmek, istemediğinde alıp başını yürüyebilmekmiş ormanın içinde. (Hem de denize yakın olanından).
Yağmurdan kaçmamak. Hatta gökyüzünde yağmuru kovalayıp da peşinden sokağa çıkmak şemsiyesiz saatlerce yürüyüp sonra oturup öylece izlemek. Bakmak. Gör’mekmiş.
Temizlik yaparken de, bulaşıkları yıkarken de, kitap okuyup film izlerken de aynı neşeli hali tadabiliyormuş meğer insan.
Canın istediğinde yemek yiyip istemediğinde hiç bir şey  yemeden durmak bile sonsuz özgürlükmüş bedeni dinlendiren.

Ne lezzetli bişiymiş. Meğer Ne tadından yenmez bi hismiş bu “Gerçek Özgürlük”.

Başta ki trambolin hızında ki hislere dönecek olursak eğer; Alışkanlık yapacak tatlı. O hep bahsedilen perde inceldikçe kalbe değen elleri sevinç çığlıklarıyla, gözyaşlarıyla karşılayacak kadar şaşkın. Yere indiğinde “aaaa bi daha zıplamak istiyorum bu kez daha da yukarıya” diyecek kadar çocuk. Seçilmiş tek başınalıklarında sevgisinden coşacak kadar heyecanlı zamanlar işte.

Adına sanki kısaca AŞK içinde OL’mak denilebilir.  Evet. Evet. Şu an karnımda ki kelebeklere bakarak…

Çok şükür şu ana dek yaptığım bütün seçimlerime. ❤

Ruhumuzun bu gece ki Gıdası da… Ayrıca tadından yenmiyor. 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s