Hayallerinizin Gerçekten Yaratıma Gireceğinden Nasıl Emin Olabilirsiniz? – Melek Rehberler

Mor Alev

Dream O Mistério das Chaves Suspensas by Marcel CaramSevgili Okuyucularım, bugün Melek Rehberlerin temel yaratım derslerine devam ediyoruz. Bu bilgileri şimdi hatırlamanın çok önemli olduğuna inanıyorum, tertemiz bir sayfa açmak üzereyiz. Yeni hayatımızı nasıl anılarla, nasıl resimlerle dolduracağımız tamamen bize bağlı. Hayallerinizde neler var? Ne yaratmak istersiniz? Ve bütün bunları nasıl fiziksel hayatınızda yaratabilirsiniz?

(Konu hakkındaki ilk mesaj için buraya tıklayın)

Bu mesaj için Taryn Crimi ve Melek Rehberlere çok teşekkürler. (angelic-guides.com)

***

Bugün, yine dikkatlerinizi arzular ve hayaller konusuna çevirmek istiyoruz.

Önceden de defalarca şunu söyledik: Evren dileklere cevap vermez, umutlara da cevap vermez. Evren, beklentilere, odaklandığınız şeye cevap verir, daha da net ifade edersek, Evren her zaman titreşime cevap verir.

Her biriniz titreşimsel varlıklarsınız, içinde bulunduğunuz gerçeklik çok çeşitli titreşimlerden oluşuyor. İşte bu durum, sizin düaliteyi (zıtlığı) tam olarak yaratıma girmiş formuyla keşfetmenizi sağlıyor.

Her birinizin henüz fiziksel formda yaratıma girmemiş hayalleri ve arzuları var ve bize sıklıkla sorulan soru, “nasıl hayallerimin gerçekten yaratıma gireceğinden emin…

View original post 784 kelime daha

Reklamlar

Adının Anlamı Ses.

Adının anlamı “Ses”ti.
Çok zaman sonra  kendi adını taşıyan ilk kişiyle tanıştığında öğrenecekti adının anlamının Türkçe’de “Ses- İlk tını”  , Mitoloji’de Ay Tanrıçası” demek olduğunu…
Ondandır beden ilk yorulduğunda, ruh “hadi artık biraz dinlenelim yüzünü bana dön” dediğinde… İlk  sesi kısılırdı.
Çocukken bilmezdi tabii bunu. Az biraz büyüdükçe öğrendi.
Ses’inin hep kısık olduğu zamanlardan birinde, Doktor doktor gezdikten ve  bir avuç dolusu ilaçla birlikte “kendine ve sesine dikkat et ” yorumundan başka hiçbir şey bulunamadıktan sonra, bir gün çalıştığı şirkette “aslında” katılmak istemediği bir toplantıya girmek istemeyip de katılmak zorunda kaldığında çın çın çınlayan sesinin bir an da gidivermesi ile anladı. …
Sonra, gel zaman git zaman, zamanın, takvimlerin, ayların hatta dakikaların bile aslında bir yanılsama olduğunu koskocaman bir Evren’de kendisinden yayılan parçaları ile bir’likte nefes aldığını farkettiği zamanlara taşıdı önce adını. Sonra kendisini. 
Günlerden 1 gün, eski zaman dostlarından  biri ona “Selenimo” dedi. Önce anlamadı Selenimo ne demek. Sonra harfleri böldü çıkardı onbinyüzmilyon baloncuk yuttu da seslendi  Dost ona tekrar. “Selenim O” . 
 …

Yıl 2008- 2009 Yine Delirdi Kalp. Çok güzel aşık oldu. Çok güzel sevdi. Sevildi. Sarıldı. Sarmalandı. Ve çok güzel veda etti bir gün sabaha karşı. Aklında o günlere dair tek kalan, annesinin puslu gözlerine bakıp da “hayırsa beri, değilse geri”… demesiydi işte. 

* O zamanlar bilmiyordu, Sonradan öğrendi ki  “Yaşam derslerini” Sevdikçe-Sevildikçe- Paylaştıkça ve Çoğaldıkça “öğrenip” her yeni nefesle önce kendisine sonra karşısındakilere daha çok sarılıp büyüyenlerdendi O.

Yıl 2009- 2010’a bağlanan zamanlar. 

Bir gün, Şimdi Amsterdam’da nefes alan bir başka Dost,  elinden tuttu, hatta zorla itekledi. Onu kendisine “bakmaya”.

Ve 2010’un 2. günü bir öğleden sonra itibari ile kendisine  ilk kez, puzzle’ının bütün parçaları ile birlikte “yukarıdan” baktı. 

Tam karşısında Cosmos’un ona gelirken armağan ettiği YoL Haritası.

Baktı. Baktı. Ve Anladı. Sakinleşti yüreği. Her şey nasıl da tam olması gerektiği gibiydi.

Nasıl da tatlıydı. 

O gün ilk defa, “Dünyalı” Hâli ile yüzünü döndü Güneşe. O gün bu gündür. İşte böyle. BiR Deli.

Artık Sağ omzunda Güneşi, Sol omuzunda Ay’ı sırtında taşıdığı Lotus çiçeği ile Cosmos’una kavuşana dek “işaretli”. Selenimo. …

TO BE CONTINUED...